Türkiye’ye suçlama: Nefret ve kan hirsiyla dolu

Türkiye’ye suçlama: Nefret ve kan hirsiyla dolu

PeyamaKurd- Türkiye ve desteklediği cihatçı paralı milis SMO-ÖSO gruplarının Rojava’ya yönelik başlattıkları askeri operasyondan itibaren Kürt sivillere karşı infaz ve savaş suçları ithamları çok çeşitli basın-yayın ve medya kuruluşundan; uluslararası kurumlar ile devletlerden kadar geniş bir yelpazede yüksek sesle dillendiriliyor.

ABD’den yayın yapan dünyaca ünlü The Washington Post gazetesinde Asser Khattab tarafından kaleme alınan makalede, "Nefret ve kan hırsıyla dolup taşan Türkiye'nin uzantı ordusu, Kuzey Suriye'de sivilleri suistimal etmekle suçlanıyor" tespiti ile Türkiye ve destekçisi ÖSO-SMO cihatçı paralı milisleri ağır bir dille birçok insanlık dışı faaliyete etkin olarak katılmakla suçlanıyor.

The Washington Post gazetesinde yayınlanan makalenin ilgili bölümleri şu şekilde:

"Türkiye'nin, Kuzey Suriye'deki Kürt savaşçıları bölgeden sürmek için gerçekleştirdiği müdahalede, Türk destekli güçler yerel halka karşı hak ihlalleri ile suçlanıyor. Bu tutum, Türkiye'nin siviller için bir 'güvenli bölge' oluşturulması amacının da altını oyuyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türk saldırısında 200 binden fazla kişi yerlerinden oldu. Suriye'nin doğusu boyunca dört bir yana savrulan aileler, Türkiye'ye bağlı Suriyeli Arap güçlerin, yargısız infazlar gerçekleştirdiklerini, insanları dövdüklerini, kaçırdıklarını, yakınlarını gözaltına aldıklarını, evlerini, iş yerlerini ve eşyalarını yağmaladıklarını belirtti.

Mülteciler bu durumu etnik temizliğin bir çeşidi olarak tanımlarken, esas amacın Kürt yerleşimcileri yerlerinden ederek yerlerine Türkiye'ye sadık Arapların yerleştirilmesi olduğu yorumları yapıldı.

Üst düzey bir yetkili ise, insan hakları ihlalleri olduğunu kabul etmekle birlikte, DSG'nin ihlalleri abarttığını söyledi.

Serekaniye'deki evinden çıkarılanlardan 38 yaşındaki Fateh, Türkiye kökenli bir Arap. Saldırıyı desteklemesi beklenirken, şimdi ailesiyle birlikte Rakka'ya kaçan Fateh, ÖSO'nun giriştiği yağmadan şikayet etti.

Fateh, 'Bu insanlar öfke ve kan hırsı ile dolu. Arap, Kürt, Müslüman, gayri Müslim ayrımı yapmıyorlar. Saldırıdan önce benimle temasa geçtiler ve Arap bir Müslüman olarak görevimin Kürtlere karşı ayaklanmak ve Türkiye'nin kentimi işgal etmesine yardım etmek olduğunu söylediler.

Girê Spî’de radyoloji uzmanı Muhammed Arif de bir telefon aldığını ve Kürt olduğu için yaşadığı yerden sürülen ve eve gasp edilen kendisi değilmiş gibi, 'Başını istiyoruz' sözleriyle tehdit edildiğini söyledi.

Şimdi Kobane'de yaşayan Arif ise saldırıyı 2013'teki IŞİD istilasına benzetti."

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yazın