PeyamaKurd - Orta Doğu coğrafyası, sadece savaşların değil hem ideolojik hem de münferit çıkarların yüksek olduğu, kolay bir şekilde sorgulamadan uzak taraftarlar yaratılan sahalarından biridir. Bu sahada verilen savaşlar sadece halk adına değil çoğu zaman (perde arkasında) kişisel konumların sağlamlığı ya da sarsılmaması için de veriliyor.
Bu noktada son günlerde ortada dolaşan kişisel bir iddiaya ve ayrıştırıcı siyasi dile binaen açımlamasını yapma gereği duyulan bir nokta bulunuyor. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl geçtiğimiz günlerde kendinen emin bir şekilde, “Neçirvan Barzani'nin Türkiye'nin işgalini meşrulaştırdığını” iddia eden açıklamalarda bulundu.
Söz konusu bu iddia Kürt halkını derinden yaralayacak ve kutuplaştırmaya götürecek kadar abes, avam ve bir kadar da tehlikeli bir yaklaşımdır. Aynı şekilde Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) çatısı altında sözde siyaset yaptığını iddia eden Abdulhekim Beşar gibilerinin de Türkiye ile ilişkilenmesi kanserli bir vakadır.
‘Kürtler ve müttefikleri artık olumlu yaklaşımlar bekliyor’
Çünkü hem Güney hem de Rojava’da Kürtler çok hassas bir dönemden geçiyor. Bundan dolayı Kürt partileri ile Kürt siyasileri birbirlerine olan yaklaşım ve eleştirileri iyi hesaplamalıdırlar. Bu işlem şu veya bu partinin eleştirilmeyeceği anlamına gelmez, ki elbette eleştirilmelidirler de… Ama söz konusu eleştirler, Kürtlerin birliği gündemde iken; yıkıcı değil yapıcı biçimde olmalıdır. Hem savaş ve politik olarak yorgun olan Kürt halkı hem de Kürt halkının uluslararası düzeydeki dostları bu aşamada Kürtlerden bu yaklaşımları bekliyor.
Kürtlerin paradigmasından bakıldığında gelinen bu hassas aşamada, menşei ve ideolojisi Türk soluna hizmet eden ama görünürde Kürtlerin yanındayız profili çizen haber mecralarına bu yönde açıklama fırsatları doğurmak dışarıdan bakan için ‘Kürtler hala kendi içinde zıtlaşıyor’algısını yaratmakta ve bazı çevrelerin ekmeğine yağ sürmeyi devam ettirmektedir.
‘SOL travmanın, Barzani alerjisi’
Bu bağlamda SOL’un travma etkisinde kalan ve Kürt hareketinde hala şu veya bu şekilde söz sahibi olan bazı çevrelerin ‘Barzani kelimesine karşı olan alerjisi giderek bir yaraya dönüşüyor ve bir türlü gündemlerinden düşmüyor.’ Bu yaklaşım sadece Kürtlerin olumsuz anlamda yormuyor aynı zamanda, Kürt hareketi içinde münferit olarak at koşturan bazı çevreleri de kişisel çıkarları söz konusu olduğu için olumsuz yönde etkiliyor.
Genel olarak her şeyin Kürtlerin lehine geliştiği bu dönemde Neçirvan Barzani’nin hem Irak hem de Orta Doğu genelinde ciddiye alınır bir politikacı olarak görülmesi, Aldar Xelil ve türevlerini rahatsız etmiş olacak ki; ‘Neçirvan Barzani’nin eski açıklamalarının içinden bazı sözcükleri cımbızla çekerek piyasaya sürmesi başkalarının kanatları ile uçtuğunun göstergesinden başka bir görüntü değildir.’
‘Onlar, Kürtlere zarar veren depremlerdirler’
Rojava’da yaşanan olumlu gelişmelerde adem-i merkeziyetçi konumda olma hayali güdenler, Kürtlerin birliğine zarar veren depremlerden başka kimseler değildir. Bunlar, ellerindeki kozları kaybedince artçı depremler misali ortalığı velveleye veren sözleri piyasa çıkartıp gündemi durmadan sarsma hayali kuranlardır. Fakat unutulmamalıdır ki, depremi çıkaran onlarsa önlemi alan da Kürt milletinin ta kendisidir.
‘Bilinçli yönetilen bu çizgi, Kürtleri derinden etkiliyor’
Bu yaklaşım sadece TEV-DEM, PYD, ENKS ya da başka partiler içinde vuku bulmuyor. Kürtlerin, hakim olduğu birçok alan, kurum ve partide de bu tip yaklaşımlar hala mevcut düzeyde faaliyet gösteriyor.
Örneğin Aldar Xelil ve türevlerinin yönettiği bu çizgi maalesef Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) çatısı altında sözde siyaset yaptığını iddia eden Abdulhekim Beşar gibilerini de Türk sömürgeciliğinin kucağına itti. Yukarıda da belirtildiği üzere, Orta Doğu’da kolektif siyah görünümlü politika ile perde arkasından yürütülen birçok bireysel faaliyetler mevcut.
Siyasette halka yönelik çalıştıklarını gösterip ama özelde kendice proje çizenler her zaman kaybetmeye mahkumdurlar. Kürtlerin zararına olacak şekilde Türkiye ile ilişkilenen Abdulhekim Beşar, öyle bir düzeye geldi ki artık Türkiye eksenli politikanın dışına da çıkamıyor.
Görünen o ki; Beşar’ın Kürtlere hizmet etmektense bölgede tek bir münferit hedefi var, ‘PYD’den her ne pahasına olursa olsun, intikam almak ve Rojava’da söz sahibi olmak.’Ancak hem Abdulhekim hem de Aldar Xelil, iyi bilmeliler ki ne PYD eski PYD’dir, ne ENKS eski ENKS’dir, ne Rojava eski Rojava’dır ne de, Kürtlerin müttefikleri ABD ve Koalisyon güçlerinin yaklaşımı eski yaklaşımdır.
‘Kürtler birlik mesajı verirken, bu türevler neden yeniden filizleniyor?’
ENKS geçtiğimiz günlerde Rojava’da tekrar bürolarını açtı, Demokratik Suriye Güçleri Komutanı Mazlum Kobani, “Birlikte çalışmanın güç vereceğini” belirtti, aynı şekilde DSG Basın Sözcüsü Mustafa Bali, “Kürtlerin düşmanı çok, onlar Kürtlerin bir araya gelmesini istemezler. Düşmanlarımızdan ise, kardeşlerimize tevazu gösterelim” dedi. Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani France 24 kanalına verdiği röportajda, “Türkiye’nin Rojava’daki konumu kabul edilemez. “dedi.
Gelinen aşama Kürtleri birbirine yaklaştırırken, Aldar Xelil, Abdulhekim Beşar ve türevlerinin bu tip yaklaşımları Kürtlere zarardan başka bir şey vermez. Bu türevler neden yeniden filizleniyor? Kısacası bu türevler oluşan yeni düzene ‘ya ayak uydururlar ya da siyasi olarak tarihin çöplüğüne gömülürler.’
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın