GÖRÜS | Erdogan'in asil yok etmek istedigi ISID degil, Kürtler...
PeyamaKurd - Türkiye uzmanı Steven A. Cook, ABD-Türkiye ilişkilerini ve ABD askerlerinin çekilme kararının ardından Türkiye'nin terör örgütü IŞİD’e karşı savaşını ve bölgede asıl planlananı yazdı.
Foreign Policy'de bir analiz kaleme alan Cook, "Erdoğan Amerika’nın IŞİD’e karşı savaşını, Türkiye’nin bitireceğine söz verdi ama aslında yok etmek istediği Kürtler" yorumunu yapıyor.
“Türkiye’yi doğru anlayan ilk başkan Trump”
Geçen yaz Foreign Policy dergisini “Türkiye’yi doğru anlayan ilk başkan Trump” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bazı meslektaşlarım ve arkadaşlarım, tam da Trump Türkiyeli yetkililer ve Türkiye ekonomisi hakkında vahşi tweetler atarken, böyle bir yazı yazdığım için delirdiğimi düşünmüşlerdi. Elbette alkış tuttuğum Trump’un attığı ölçüsüz tweetler değil, Trump yönetiminin, Amerikan vatandaşlarının tutuklanması ve haksız bir şekilde hapiste tutulmasından, Rusya’dan ileri silah teknolojileri alma kararına veya Suriye’deki Amerikan askerlerinin tehdit edilmesine, birçok farklı meselede Ankara’ya alenen politik baskı uygulama iradesi göstermesiydi.
Rahip Andrew Brunson’un Ekim ayında serbest bırakılmasıyla, Türkiye ile sert oyun oynamanın, daha önceki yönetimlerin denediği Ankara ile yoğun bir şekilde gizli diplomasi yürütme yönteminden daha etkin olduğu yönündeki kanaatim en azın benim açımdan teyit edilmiş oldu.
‘Türkiye, rakip ülkeden ortak ülkeye terfi etmiş’
Ama hayat çok hızlı akıyor. Anlaşılan Türkiye, bir kaç ay içinde, rakip ülke olmaktan, ortak ülke olmaya terfi etmiş durumda. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ekonomik savaş” açmakla suçladığı adam, 2019 yılında bu ülkeyi ziyaret edecek. İki lider 10 gün zarfında iki kez telefonla görüştüler.
Bu ani yumuşamada, elbette Başkan Trump’un Amerikan güçlerini en kısa sürede Suriye’den geri çekme kararı almış olmasının ve ortalığı temizleyip bölgeyi istikrara kavuşturma işini de daha önce Amerikan askerlerini “Osmanlı tokadı” atmakla tehdit etmiş ve Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleyi daha karmaşık bir hale getirmek için elinden geleni ardına koymamış olan Erdoğan’a bırakmış olmasının da payı büyük.
Peki Erdoğan bu sözlerini tutabilir mi? Hiç emin olmamak lazım. Hayır, Türkiye’nin bunu yapabilecek gücü olmadığından değil. Asıl sorun, Türkiye ve Amerika aralarındaki farklılıkları bir şekilde yamamış gibi görünseler de, Suriye’de ki çıkarlarının aslında örtüşmüyor olması.
‘Herkes için bir sır’
Trump’un 19 Aralık günü Amerika’nın Suriye’deki görevinin bitmiş olduğunu neden açıkladığı herkes için bir sır. Ancak nedeni ne olursa olsun, Amerika’nın Suriye’den çekilmesi Amerika’nın SDG ve onun ana bileşeni YPG ile ilişkisini fiilen bitirmiş olacak.
Türkiye ile Amerika Birleşik devletlerini ayıran uzun sorunlar listesindeki en büyük mesele Amerika’nın YPG ile kurduğu askeri ilişkiydi. Bu grup ile çalışan Amerikan askerleri için, YPG Amerika’nın IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadeledeki güvenilir kara gücüydü. Türkler ise meseleye farklı bakıyor ve YPG’nin aslında farklı bir ad altında işleyen PKK olduğunu söylüyorlardı. PKK hem Washington hem de Ankara tarafından bir terör örgütü olarak görülüyor.
Haklı olarak kızan Türkler, Amerika’nın Türkiye’nin sınırlarında bir terör devletinin kuruluşuna ebelik yaptığından endişe ediyordu. Ama artık tüm bunlar bitti ve 2019 yılında Trump’un ağırlanacak olmasının sebebi de bu.
“Ankara, İran konusunda gönüllü değil’
Garip bir şekilde Başkan’ın Suriye ve Türkiye’deki hamleleri İran politikası ile ilgili. Yönetimde YPG ile ilişkileri kopartıp, Türkiye’ye patriot füzelere satarak, Türkiye’nin yeniden Washington’un yörüngesine sokulabileceğini düşünenler var. Amerika - Türkiye ittifakının bu şekilde yeniden tesis edilmesiyle, Erdoğan’ın İran’ı zapt etme çabalarına gönüllü olarak katılacağı düşünülüyor.
Evet, Suriye’de Amerikan güçlerinin bulunmasının sebeplerinden biri İran’ın elini zayıflatmaktı ama Türkler bu çabaya hiç bir zaman gönüllü olarak katılmadılar. Obama başkanlığı sırasında İran’ın yaptırımları delmesine yardımcı oldular. Şimdi bile Ankara İran’dan ham petrol alabilmek için sürekli bir muafiyet istiyor.
Zira Türkiyeli yetkililer İran’ı bir tehdit olarak görmüyorlar. Onlar Türkiye’nin bu komşusunu bir ekonomik fırsat ve Amerika Birleşik Devletlerine karşı kullanabilecekleri manivela olarak görüyorlar.
Trump yönetiminin İran politikası ile ilgili bu çarpık akıl yürütmesinden bahsetmedi. Onun yerine İŞID’in yenilgisine odaklandı. Başkan, Amerika ve YPG tarafından son aşamasına getirilen işin, Türkiye tarafından bitirileceğini açıkladı.
“Ankara, Kürt milliyetçiliği ile mücadelede’
IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye ile birlikte çalışmak, soyut olarak bakıldığında kötü bir fikir değil. Ama şu ana kadar Ankara bu mücadeleye katılmaya pek de hevesliymiş gibi bir görüntü vermedi. Obama yönetimi 2014 yılında IŞİD’e karşı mücadelede kendisiyle ittifak yapacak aktörler aramaya başladığında, Ankara bu işi çözmenin en iyi yolunun Esad rejiminden kurtulmak olduğunu açıkladı.
Ankara, Kürt milliyetçiliği ile mücadele başta olmak üzere, başka öncelikleri olduğunu da söyledi. Bir yıl sonra IŞİD’e karşı mücadeleye yazıldı ama hiç bir zaman çatışmalara katılmadı. Türk polisinin IŞİD savaşçılarına ait olduğu terör hücrelerini bastığı doğru, ama çatışma meydanlarında hep YPG ve Amerikalı danışmanlar oldu.
“Türkiye’nin önceliği Kürt otonom bölgesini yok etmek oldu’
Şimdi ise Erdoğan’ın IŞİD’e karşı mücadeleyi bitireceğine inanmamız bekleniyor. Bu kesinlikle, ya Trump’un duymak istediklerini duyduğu bir vaka, ya da Amerikan başkanı ile Türkiye Cumhurbaşkanlarından biri yalan söylüyor olmalı. Türkiye’nin her şeyden önemli önceliği hep Suriye’deki, YPG ve onun siyasal kolu olan PYD’nin hakimiyetindeki otonom Kürt bölgesini yok etmek oldu.
Amerika’nın Suriye’den çekilmesi, Erdoğan’ın YPG’yi temizlemesinin önündeki en önemli engelin ortadan kalkması demek. Türkiye’nin Kürt tehdidine bu kadar odaklanmış olduğu bir noktada, dikkatlerini IŞİD’e çevireceğine inanmak için hiçbir neden yok.
| Ahval