Mazlum Kobani'den önemli açiklama: Önümüzdeki günlerde...
PeyamaKurd - Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı General Mazlum Kobane, Suriye rejimi ile görüşmelere ilişkin Rusya’nın, rejim ile Özerk Yönetim arasında arabuluculuk rolünü oynamaya hazır olduğuna dile getirerek "Önümüzdeki günlerde bu konuda olumlu bir gelişmeye şahit olacaksınız" açıklamasında bulundu.
Mazlum Kobane, Kuveyt merkezli Al-Yaum Televizyon kanalına verdiği özel mülakatta önemli açıklamalar yaptı.
Kobane, "Türk istilasının amacı sekiz sene içerisinde elde edilen başarıları ortadan kaldırmak ve Özerk Yönetimi yok etmekti" sözlerini kullandı ve ekledi: “Kuzey ve Doğu Suriye bölgesindeki tüm bileşenler gerçek düşmanın kim olduğu konusunda hemfikirdi ve saldırılar karşısında da birleşti. Dolayısıyla Türkiye’nin saldırılarının sonuçlarından birisi de, Kuzey ve Doğu Suriye bölgesinin tüm bileşenleri arasındaki birliğin daha da sıklaşması (-artması) oldu. SDG, büyük bir sınavdan geçti ve farklı kesimlerden (halklardan) oluşan bütün savaşçıları arasındaki birliği koruyabildi.”
ABD’nin bölgeden çekilmesine yönelik "Amerikan liderliğindeki uluslararası koalisyonun Suriye'nin kuzey bölgelerinden çekilmesinin olumsuz sonuçları oldu” sözlerini kullanan Kobane, “Ancak yeni realiteye hızla uyum sağladık” dedi.
“Rejim ile kapsamlı bir askeri anlaşmamız yok”
Türkiye’nin harekâtına karşı rejim ile koordinasyon içinde hareket ederek askeri güçleri birleştirmeyi ve işgale karşı Suriye ordusunun sınır hatlarında varlığını talep ettiklerini dile getiren Kobane, “Şam yönetimi ile kapsamlı bir askeri anlaşmamız yok, biz sadece Türkiye’nin istilasına karşı ortak mücadele etmeyi kabul ettik. Kuzey Suriye’deki Askeri Konseyler kendi topraklarını korumak için bölgedeki Kürt, Arap, Süryani, Ermeni halklarının kendi evlatlarından oluşuyor” dedi.
Rojava meselesinin sadece Kürt meselesi olmadığına da işaret eden Kobane sözlerini şöyle noktaladı: "Bu sorun tüm bölge halklarını kapsayan bir meseledir. Bazı insanlar bizden Kürt meselesine odaklanmamızı istiyor, ancak biz bu türden bir yaklaşımı reddederek çözümün tüm bileşenleri-bölge halklarını kapsaması gerektiğini ifade ettik.”